bUDAPEŞTE


Parlamento

Nereleri Gezdik

17-20.05.2008/ Budapeşte

Kahramanlar Meydanı- Binyıl Anıtı

Macaristan’ın bininci yılı anısına 1896 yılında dikilmeye başlanmış ancak tamamlanması zaman almıştır. Macarların Kral İstvan zamanında Hristiyanlığa geçişi tasvir edilir. 

Güzel Sanatlar Müzesi www.szepmuveszeti.hu

Ön cephesi Kahramanlar Meydanı’na bakar. Hemen karşısında ise çeşitli sergilere ev sahipliği yapan Mücsarnok Sanat Sarayı bulunmaktadır. Güzel Sanatlar Müzesi, Antik Yunan, Mısır, Roma sanatı örneklerinden tutun, Alman, Hollanda, Flaman, İtalyan, İspanyol, Fransız, İngiliz ressamların türlü dönemlere ait eserlerinden oluşan çok büyük bir koleksiyona sahip. 19-20. yüzyıl sanatından da eserlerin sergilendiği müze, hakkını vermek isteyenler için belki iki günde gezilmeli.

Parlamento

Tuna nehri kenarında politikanın olanca ağırlığı ile her şeye hakim bir manzara teşkil ediyor. 19.yüzyıla ait bu binayı kadraja sığdırmak çok zor. Londra’nın Parlamento Binası’ndan esinlenerek inşa edilmiş.

Etnoğrafya Müzesi (Néprajzi Muzeum) www.neprajz.hu

Aralarına Kossuth Meydanı girse de Parlamento ile komşu olan bu müze Macaristan’ı Macaristan yapan etnik kültürel öğelerin ( gelenekler, nesneler, hayat biçimleri, vb..) fotoğraflar, canlandırmalar, belgeseller veya nesneler yolu ile sergilenmesine aracılık etmektedir.  

Zincirli Köprü (Szechenyi)

Kentin ilk köprüsü.(1839-1949) İkinci dünya savaşından nasibini almış ama savaş sonrasında onarılıp 100. yıldönümünde yeniden kullanıma açılmış. İki başında da her bir ayağın üzerinde aslan heykelleri var. Peşte yakasında günümüzde Four Seasons Hotel olarak hizmet veren Gresham Sarayı’na, Buda yakasında da tepeden aşağı mağrur bakan Kraliyet Sarayına açılmaktadır. Gündüz verdiği hantal görüntünün aksine geceleri karanlık basıp da ışıklandırıldığında doyum olmaz bir manzara sunuyor, bizim Boğaz Köprü’müz misali. O sebepten olsa gerek tüm Budapeşte broşürlerinde, turizm sayfalarında bu köprünün gece fotoğrafları kullanılıyor.  

Gülbaba Türbesi

1541’de Budin fethi sırasında şehit düşen Bektaşi dervişi Gül Baba’nın türbesini sanıyordum ki sadece Türkler ziyaret ediyor. Ama yanılmışım. Gerçi biz sabahın erken saatlerinde gittiğimizden pek bir ziyaretçisi yoktu ama sonradan öğrendiğim kadarı ile yabancı meraklıları da varmış. Asıl adı Cafer’miş; Gülbaba lakabını kavuğuna taktığı gülden almış. Bir de Gülbaba’nın Galatasaray Lisesi’nin kuruluşuna sebebiyet verdiği ile ilgili efsane vardır.  

Kraliyet Sarayı/ Buda Kalesi

Kale bölgesinin en can alıcı noktası sanıyorum burası. Macar Ulusal Galerisi’ni de içinde barındırması sebebi ile hem saray hem müze geziliyor. Ayrıca bir tepenin en uç noktasına konuşlanmış olması sebebi ile hem havadar hem de olağanüstü bir manzaraya sahip. Sarayın bahçesinde arka cepheye doğru başka saray kalıntıları bulunmuş ve bunlar açıkhava müzesi şeklinde sergilenmekte.Yine 2. Dünya Savaşı sonrasındaki onarım çalışmalarını saymazsak sarayın bir önceki halinin genel hatları ile Habsburg Hanedanı tarafından yaptırıldığı şekli olduğu söylenebilir. Sarayın arka cephesinde Kral Matyas ile sevgilisinin betimlendiği Matyas Çeşmesi, diğer cephesinde de Osmanlılara karşı zafer kazanan Avusturya Macaristan imparatorluğu Savoy prensi Eugene’in heykeli dikilmiş.  

Macar Ulusal Galerisi www.mng.hu

Kraliyet Sarayı içinde, tarihi değere sahip Macar sanatı örnekleri sergilenmekte. Ortaçağdan kalan dini motifler, ahşap ikonlar, altar panoları, Rönesans, Barok, 19. yy, 20. yy gibi farklı dönemlere ait farklı temalardan yağlıboya tablolar müzenin değerleri. 

Kale Müzesi ya da Budapeşte Tarih Müzesi www.btm.hu

Budapeşte’de bulunan arkeolojik nesnelerin ev sahipliğini yapmakta olup . Budapeşte’nin Roma döneminden, Ortaçağ’a ,ortaçağ’dan günümüze uzanan yolculuğuna ilişkin gündelik yaşama dair her tür nesne sergilenmekte.  

Lordlar Sokağı

Eski Buda’nın adına yaraşır gezinti yolu. Vaktiyle soylular ve zenginlerin ikametgahı olan bu cadde renkli boyalı evleri ile geçmişe yolculuk yaptırıyor. Sempatik ve sessiz, bir an geçmişin tadına baktırıyor..

Balıkçı Tabyası

Görsellik amaçlı olarak Matyas Kilisesinin önünde boy gösteren bu anıt 1895’te balıkçılar loncası için yapılmış. Kilise ile aralarında Hristiyanlığı Macristan’ın dini olarak benimseyen Aziz Istvan’ın at üzerinde heykeli bulunmakta. Kilisenin biraz daha batısında 18 yydaki veba salgınından kurtulmanın anısına bir heykel dikilmiş. Kumdan kaleleri andıran masalsı görüntüsü görülmeli. 

Mathias Kilisesi

Kale bölgesi içinde kalan Eski Buda ‘da yer alır. Avrupa’nın önemli kiliselerinde olduğu gibi farklı kısımları farklı dönemlere aittir. Kulesinin ortaçağ’dan kalma olduğu söyleniyor. Bizim için ilginç olan yanı ise Osmanlılar’ın 1541’de bu kiliseyi camiye çevirmiş olmaları. 

Elizabet Köprüsü 1897-1903

Tamamlandığında dünyanın en uzun asma köprüsüymüş. Adını İmparator Franz Joseph’in eşi Macaristan’ın kraliçe Elizabet’inden almış. 2. Dünya Savaş’ndan nasibini almış ve yeniden 1964 yılında inşa edilmiş.

Gellért Tepesi

Adı üstünde, Budapeşte’nin yüksek noktalarından. Hem de gözalıcı yeşillikler içinde. Elizabet Köprüsünün karşısına düşer. Tepe adını bir rivayete göre Hıristiyanlığı kabul etmek istemeyen paganların Piskopos Gellért’i bir varil içerisinde tepeden yuvarlayıp öldürmesinden ötürü almış. Tepenin eteklerinde Gellért’in bir anıtı bulunmakta. Anıtın kaidesinden aşağı kat kat yapılmış şelale de huzur dolu bir etki yaratıyor.

Bu tepede görmek isteyenler için bir kaya kilisesi, görsellikte Antalya’nın 5 yıldızlı tesislerini aratmayan Gellért Oteli ve Kaplıcası, Sokullu Mustafa Paşa tarafından genişletilmiş Rudas Hamamı, yine Osmanlı döneminden kalma Rac Hamamı da var.

Ayrıca bu tepenin en zirve noktasında , Budapeşte’nin 1945’te Rus ordusu tarafından kurtarılışının anısına dikilmiş, Tuna boyunca hemen her yerden görülen, şehri ayaklar altında bırakan ihtişamı ile devasa Özgürlük Anıtı bulunmakta.

Obuda (Eski Buda)

Margit adası’nın kuzey ucu hizasında, Buda yakasında Arpad Köprüsü ve tran istasyonu yakınlarında çağdaş heykeltraş Imre Varga’nın yarattığı sokakarası güzelliği...Şemsiyeli Kadınlar....görmek şart mı hiç değil. Hele gitmesi de bayağı meşakkatli oldu. Eğer aynı bölgede, Fö Tér’de, tarihi belgeler ve Eski Buda’nın endüstriyel gelişimini aktaran Obuda Müzesi’ni görecekseniz, neden bu yanıbaşındaki güzelliği de görmeyesiniz?

Vaci Sokağı

Budapeşte’nin ünlü ve turistik alışveriş/piyasa mekanı. Ünlü ve ünsüz giyim mağazalarından tutun, parfümeri, hediyelik eşya, restaurantlar, kafeler, kuyumcular, her türlü market ve mağazanın bulunabildiği (şarküteri gördüğümü bile hatırlıyorum) bir kısmının araç trafiğine kapalı bir kısmının açık olduğu bir cadde. 

Margit (Margaret) Adası

Tuna nehrinin orta yerinde kocaman bir ada; 2,5km. Motorlu araç trafiğine kapalı; yaya olarak gezilebiliyor, ya da bisiklet ile. Tamamen orman alanı.Haftasonları tüm şehir halkı akın ettiğinden kalabalık olurmuş. Biz de haftaiçi gitmeyi tercih ettik doğrusu. Saat 09:00’da girip 12:00’de çıktık. Bir spor tesisi, ilköğretim okulu, olimpik yüzme havuzu, bol sinek üremesine sebep olan ama nilüfer çiçekleri ile bezeli bir Japon bahçesi , 1911’de yapılmış Unesco tarafından korunan yüksek de bir su kulesi var. Bir de ortaçağdan sadece kalıntıları kalmış bir kilise. Adanın bir kısmını The Bringóhintó (Bike Carriage/Bringo Coach) denilen açıkhava araba modelli bir tür bisiklet ile dolaştık. Bazı yerlerde sereserpe rahat rahat güneşlenen insanlar da gördük. Adanın tek kötü yanı korkunç derecede polen uçuşmasıydı. Havanın güneşli ve kuru olması polenlere aradıkları frsatı vermişti tabii.

Tuna’da Tekne turu:

1 saatlik , 2 saatlik olanları var. Gündüz ve gece yapılanlar var. Yemekli , yemeksiz gezineneler var. Biz Mayıs ayında havanın nispeten geç karardığı 20.30 da gece güzelliği ile görmek istedik Tuna boyu Budapeşte’yi... iyi ki de öyle yapmışız. 1 saatlik bir tur, bant kayıtlı rehber eşliğinde bir de içecek dahil 2990 HUF (yemekli 5990 HUF). Marriot Hotel’in önündeki Vigado Meydanı’ndan kalkıyorlar..