Anasayfa
Yazılıkaya (Midas) Açıkhava Müzesi
Frigler'in
Gizemli Uygarlığı |
|
Aşağıdaki bilgiler Yapı Kredi Kültür Sanat A.Ş. sitesinden
alınmıştır.
Yapı Kredi Vedat
Nedim Tör Müzesi
26 Aralık 2007- 13 Nisan 2008
Açık olduğu saatler:
Hafta içi 10:00 19:00
Cts. 10:00-18:00 / Pz. 13:00 18:00
Basın Bildirisi:
Dünyanın İlk Frig
Sergisi Vedat Nedim Tör Müzesinde!
Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi,
Anadoluda köklü bir kültür yaratarak kendilerinden sonra gelen Yunan ve Roma
uygarlıklarını etkileyen Frigleri konu edinen kapsamlı bir sergiye ev sahipliği
yapıyor. 26 Aralık 2007- 13 Nisan 2008 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek
serginin en önemli özelliği dünyanın ilk Frig sergisi olması.
Kazılar sonucu ortaya çıkarılan Frig
eserleri, başta Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve İstanbul Arkeoloji
Müzeleri olmak üzere Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Burdur müzelerinde ve
geçtiğimiz yıllarda açılan Gordion Müzesinde bulunuyor. Vedat Nedim Tör
Müzesindeki Frigler sergisi, işte tüm bu müzelerdeki birbirinden göz alıcı
275 Frig eserini bir araya getiriyor. Böylece sergi ziyaretçileri görkemli Frig
dünyasında bir gezinti yapma fırsatı bulacak... Sergi boyunca tiyatro
sanatçıları, Midasın Eşek Kulakları ve Midasın altın hırsı mitolojik
öykülerinden okumalar yapacak. Ayrıca serginin konseptine uygun olarak
seyircilere Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı tarafından
derlenen Frig esinli pan flüt ağırlıklı müzikler dinletilecek.
Mitolojide Frigler
Frigler, Orta Anadoluda (Ankara / Polatlı) Hititlerden sonra kurulup kısa
sürede yayılıp güçlenen, ilginç bir uygarlık. Gerek sanat eserleri gerekse dini
inanışlarında kendilerinden önceki uygarlıkların izini taşıyan Frigler, sonraki
uygarlıklara esin kaynağı oldular. Büyük İskender, ünlü Gordion Düğümünü bir
kılıç darbesiyle çözerek dünyanın fetih biletini sanki Friglerden almış ve
fetihlerine hızla devam etmişti. Daha sonraki dönemlerde ise Romalılar,
krallıklarını tehdit eden Kartacalı Hannibala karşı yapılan savaşı kazanabilmek
için Frig Ana Tanrıçası Magna Matar (Kybele)ın, Sivrihisar/ Pessinus (Ballıhisar)da
bulunan kült merkezinden göktaşı şeklindeki idolünü Romaya götürmüşler ve ana
tanrıçadan yardım dilemişler ve tarihteki en büyük düşmanına karşı Roma, tanrıça
Kybele sayesinde büyük bir zafer kazanıyor.
Yunan mitolojisine Eşek Kulaklı Midas
olarak konu olan Frig Kralı Midasın, efsanede her tuttuğunu altın yapması
kuşkusuz Frig zenginliğinin bir göstergesi. Günümüzde de yapılan bir iyilik
karşısında söylenen Tuttuğun altın olsun deyimi bu efsaneden türemiştir. Tanrı
Dionysos kendisine iyilik yapan Kral Midası bu sözle ödüllendirmiş, Midasın
öyküsü kulaktan kulağa yayılarak bugüne kadar gelmiştir. Midasın efsaneleri
bununla sınırlı değildir. Apollon ve Marsyas arasındaki dünyanın ilk müzik
yarışmasında Midas jüri olarak görev almıştır. Ancak yarışma hem Midasa hem de
a felaket getirmiştir. Tanrı Apollon, Marsyasın tarafını tutan Midasın
kulaklarını eşek kulağı yaparak cezalandırmış, Marsyas ise bir ağaca asılarak
derisi yüzülmüştür.
Ezber bozacak bir sergi
Efsanelerin ötesinde Frig halkı pek çok ilke imza atmıştır. Örneğin Frigler
dünyada ilk mozaik yapıp mimaride kullanan bir uygarlıktır. Sakarya Nehrinin
çakıl taşlarını kullanarak yaptıkları mozaikler Yunan ve Romanın göz
kamaştırıcı eserlerine esin kaynağı olmuştur. Altın sim işlemeciliği, fibula (çengelli
iğne); flüt ve yığma mezar dediğimiz tümülüsler de ilk kez Friglerce
kullanılmıştır.
Bugüne kadar Midasın mezarı olarak
bildiğimiz Polatlı/Gordion (Yassıhöyük)daki Frig tümülüsünün içindeki mezarın
Midasa değil, belli büyükbabası ya da babasına ait olduğu bu sergide gündeme
getiriliyor.
|
 |

|
|
 |
Bugünün Frigyası
Frig eserlerini, barındıran Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya arasındaki
üçgen, dünyanın en önemli açıkhava müzelerinden biridir. Frig Vadisi; görkemli
kaya anıtları, mezar odaları, tapınakları ile geçmişe tanıklık etmekte, Midasın
özgür ve bohem halkının kaya anıtlarına yansıyan ruhunu hissettirmektedir.
Yıllardır sürdürülen arkeolojik kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan Frig
eserleri Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesine getirildi, belki de dünyanın en
güzel en önemli ve grift ahşap tasarımı olan Frig masası ve mobilyaları bugünün
endüstri ve sanat tasarımcıları tarafından mutlaka görülmesi gerekli eserler.
En önemli Frig Yerleşim alanları olan Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Burdur
ve Kütahyada müzeler açılmasıyla birlikte bölgede yapılan kazılardan çıkarılan
eserler bu müzelerde toplandı. Geçtiğimiz yıllarda Friglerin başkenti Gordionda
Büyük Tümülüsün hemen karşına Gordion Arkeoloji Müzesi inşa edildi. Burada hem
yerleşme yerinde hem de tümülüslerde sürdürülen kazılarda gün ışığına
çıkartılan Yassıhöyük ve yakın çevresinin yerleşim tarihine ışık tutan, çoğu
Frig eserlerinden meydana gelen çok güzel buluntular sergilemektedir .
|
 |
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür
Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün işbirliği ve himayesinde açılan
Frigya sergisinin bilimsel danışmanlığını Eskişehir Anadolu Üniversitesi
Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taciser Sivas yapıyor. Şennur Şentürkün
koordinatörlüğünde hazırlanan sergiye kapsamlı bir sergi kitabı da eşlik ediyor.
Projeye ve hazırlanan kitaba, Gordion (Yassıhöyük) Projesi başkanı Prof. Dr.
Kenneth Sams, Gordion kazısı başkanı Prof. Dr. Mary Voight, Gordion kazı
ekibinde yer alan ve Frig uygarlığının çeşitli konularında uzmanlaşmış olan
Prof. Dr. Lynn E. Roller, Prof. Dr. Elisabeth Simpson, Dr. Oscar White
Muscarella, Dr. Matt Glenndinig, Dr. Robert Henrickson, Kerkenes kazısı başkanı
Dr. Geoffrey ve Francoise Summers, Bogazköy kazı ekibinden Dr. Hermann Genz,
Frig dili ve yazısı üzerine yaptığı çalışmalarıyla ünlü dilbilimci Prof. Dr.
Claude Brixhe, Prof. Dr. Thomas Drew-Bear, Frig sanatının Anadoluluğu üzerine
değerli çalışmalar yapan Prof. Dr. Fahri Işık, Frig kaya anıtları ve Frig
yayılım alanı üzerine çalışmalarına devam eden Dr. Taciser Sivas v e Dr. Hakan
Sivas, Ankaradaki Frig Tümülüs kazıları üzerine Prof. Dr. Numan Tuna, Dağlık
Frigya Bölgesindeki Frig araştırmalarının tarihçesi üzerinde çalışan Dr.
Dietrich Berndt bilimsel yazılarıyla destek verdiler.
Frigler ve Frig Uygarlığı
Herodotos ve Strabon gibi Eskiçağ
yazarlarına göre Makedonyalıların komşuları olan ve Avrupada oturdukları
sırada Brygler ya da Brigler adını taşıyan Frigler, Makedonya ve Trakyadan
Boğazlar yolu ile Anadoluya göç eden Trak boylarından biriydi. Genel olarak
kabul edilen görüşe göre MÖ 1200 yıllarına doğru başlayan ve dalgalar halinde
400 yıl kadar süren Trak göçleri, Hitit İmparatorluğunun yıkılışını izleyen
dönemde yoğunlaşmıştı. Son yıllarda, Troia ve Gordion (Yassıhöyük) kazılarından
elde edilen arkeolojik buluntular da bu görüşü desteklemektedir. Adını
Homerosun destanlarından öğrendiğimiz Mygdon, Askanios, Otreus gibi liderlerin
önderliğinde, ilkel bir aşiret düzeninde yaşamlarını sürdürdüğü anlaşılan
Friglerin Anadoludaki ilk yüz yılları hala büyük ölçüde karanlıktır. Bununla
birlikte, Eskiçağ yazarlarının verdikleri bilgilerden onların, başlangıçta Troia
ve çevresini ele geçirdikleri zaman içinde Askania Gölü (İznik Gölü) kıyıları
ile Sangarios (Sakarya) Nehri vadisine doğru yayıldıkları anlaşılmaktadır.
Frigler, buradan güney ve doğu yönde genişleyerek Anadolu içlerine yayılmaya
devam etmiştir. Gordionda hemen Hitit yerleşmesi üzerine bulunan Erken Demir
Çağına tarihlenen (MÖ yak.ol.1200-950) kalıntılar, ilk Frig göçmenlerinin MÖ
11. yüzyıla doğru Polatlı yakınlarındaki daha sonra başkentleri olacak olan
Yassıhöyüke ulaştıklarını ve başlangıçta basit köy düzeyinde yerleşik bir
yaşamı benimsediklerini göstermektedir. Friglerin köy düzeyindeki yaşam
biçiminden siyasal örgütlü bir devlet düzenine nasıl geçtiği ve bu geçişteki
aşamalar bugün için bilinmemektedir. Bununla birlikte, ilk aşamada, merkeze
bağlı tek bir krallıktan çok, birçok beyliğin varlığı düşünülmelidir. Buna bağlı
olarak, Gordionun önceleri bir beylik merkezi olduğu ileri sürülebilir. Nitekim,
arkeolojik kazılar Yassıhöyükün daha MÖ erken 9. yüzyılda kabartmalı
ortostatlarla süslü binalara sahip, çevresi sur ile tahkim edilmiş bir sitadel
olduğunu ortaya çıkartmıştır. Öyle anlaşılıyor ki bu dönemde Gordion giderek
içinde soylu yönetici bir sınıfın yaşadığı bir yönetim merkezi olma yolundadır.
Gordiondaki bu büyük inşaat projesi gelişimini sürdürerek MÖ 9. yüzyılın sonuna
gelindiğinde Orta Anadoluda kendi dönemi için eşi olmayan anıtsal planlı kralî
bir yerleşmeye dönüşmüştür.
Antik batı kaynaklarında verilen bilgilere göre, Frig Devletinin ilk kralı,
başkent Gordiona adını vermiş olan Gordios (Gordias)dur. Gordios, oğlu
Midasın Frig tahtına geçtiği yıl MÖ 742 veye 738 dikkate alındığında, MÖ 8.
yüzyılın ilk yarısında kral olmalıydı.
Kral Gordiostan sonra, Frig tahtına oğlu Midas geçmiştir. Antik batı
kaynaklarında daha çok efsanevi kişiliğinden söz edilen kral Midas, Assur
kaynaklarında Muşkili Mita adı ile tarihi bir kimliğe sahiptir. Midasın, MÖ
8. yüzyılın 2. yarısında Orta Anadolu Platosunda, batı kanadını Gordion merkez
olmak üzere Trak kökenli Friglerin; doğu ve güneydoğu kanadını Muşki ve
Taballerin oluşturduğu konfederatif bir devletin kralı olduğu anlaşılmaktadır.
M.J. Mellink, Batı dünyası yani Yunanlı komşuları, krallığın Frigli yönünü,
doğu dünyası yani Assur, Kuzey Suriye ve Urartulu komşuları, krallığın
kendilerine daha yakın olan Muşkili yönünü tanımaktadırlar diyerek antik batı
ve doğu kaynaklarındaki Frig-Muşki, Midas-Mita ayrımına açıklık getirmeye
çalışmıştır.
Arkeolojik ve epigrafik bulgulara göre, Frigler Halysin (Kızılırmak) doğusunda
Çorum, Tokat ve Kırşehir; kuzeyde Samsun; güneyde Niğde ve Konya; güneybatıda
Burdur ve Elmalı Ovası; batıda Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya; kuzeybatıda
Bandırma yörelerine kadar etki alanlarını genişletmişlerdi. Gerek antik batı
kaynakları, gerekse arkeolojik buluntular, Frig-Batı ilişkisinin MÖ. 8. yüzyılın
sonlarında yoğunluk kazandığını açıkça göstermektedir. Buna göre kral Midas, bir
yandan doğu ve güneydoğu Anadoluda Urartu, Kuzey Suriye ve Assur ile diğer
yandan batıda Batı Anadolu sahilleri ve Kıta Yunanistan ile ilişkiye giren
Anadolunun ilk Demir Çağ kralı olarak haklı bir üne sahip olmuştur.
Midasın ölümü hakkında Assur belgelerinde her hangi bir bilgi verilmemiştir.
Buna karşılık antik batı kaynaklarında onun, Kimmerli istilâcılara karşı aldığı
yenilgiye dayanamayıp boğa kanı içerek intihar ettiği bildirilmektedir. Başkent
Gordionu yağmalayıp yıkan, Midasın ölümüne neden olan Kimmer istilâsı için
Eusebios, MÖ 696/695, S.J. Africanus ise MÖ 675-674 tarihini vermektedir.
Bununla birlikte Frig-Kimmer mücadelesi ile ilgili yazılı belge olmaması ve
Gordionda son yıllarda yangın tabakasından elde edilen radyokarbon tarihine
bağlı olarak büyük yangının Kimmerlere mal edilmemesi nedeniyle babası Gordios
gibi efsanevi kral Midasın da akibeti şimdilik tarihin sırlarla dolu
sayfalarında gizlidir.
Frig yazılı belgelerinin suskunluğu karşısında Frig toplumunu ve bu toplumun
yarattığı uygarlığı anlamamıza Homeros, Herodotos, Strabon, Plinius gibi Eskiçağ
yazarlarının vermiş olduğu bilgiler ve arkeolojik kazılarla gün ışığına çıkan
buluntular yardımcı olmaktadır.
Homerosa göre Frigler savaşa girmek için yanıp tutuşan bir ulustur. Strabon,
onların barışsever, Arrianos çok mutlu insanlar, Livius cesaretten yoksun,
korkak olduğunu belirtir. Antik çağ dünyasında ün salan Friglerin müzik ve
dansta gösterdikleri üstün performansı ise Athenaeus şöyle anlatır: ...Frigya
usulü flüt çalmayı onlar keşfetmişler ve kullanmışlardır. Bu sebepten,
Yunanlılar arasında flütçülere Frigyalı isimler verirler.... Homeros ve
Herodotos, Frigyanın, ormanlar, otlaklar, hayvan sürüleri ve toprak ürünleri
bakımından zenginliğinden bahseder. Antik kaynaklara göre, hayvancılığa bağlı
olarak gelişen dokumacılık Frigler için önemli bir iş koludur.
Frig yayılım sahası içinde Gordion başta olmak üzere Boğazköy, Alacahöyük,
Pazarlı, Alişar, Kerkenes Dağı, Maşathöyük, Kaman-Kalehöyük, Midas Şehri (Yazılıkaya),
Dorylaion (Şarhöyük) ve Daskylaion (Ergili) gibi merkezler ile Frig
tümülüslerinde gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar sayesinde Friglerin
tarihi, arkeolojik ve kültürel kimliği her geçen gün daha da aydınanmaktadır.
Gordionda ele geçen madeni at koşum takımları, fildişi levhalar üzerindeki avcı
ve süvari betimleri, Pazarlı ve Burdur-Düverde piyade betimli mimari kaplama
levhaları Friglerin savaşçı yönünü vurgular. Sadece Gordionda ele geçen
binlerce dokuma tezgahı ağırlığı ve ağırşaklar, tümülüslerde bulunan keten ve
yünden dokuma kalıntıları Frig toplumunda gelişmiş bir tekstil iş kolunun somut
kanıtlarıdır. Tümülüslerdeki ahşap masa, sehpa, iskemle gibi farklı ağaç
cinslerinin birlikte kullanıldığı mobilyalar, zengin orman kaynakları nedeniyle
Friglerde marangozluk ve mobilyacılığın çok geliştiğini gösterir. Tunçtan döküm
ve dövme tekniğinde yapılmış kazanlar, kepçeler, kemerler, Türk hamamlarının
geleneksel göbekli taslarının atası omfaloslu (göbekli) kaseler ve günümüz
çengelli iğnelerinin atası, Friglerle birlikte Anadoluda moda olan fibulalar,
Friglerde çok yüksek bir maden teknolojisi ve endüstrisinin varlığını kanıtlar.
Dağlık Frigya Bölgesindeki kale tipi yerleşmeler ve bu yerleşmelerin çevresinde
yer alan kaya anıtları ise Friglerin geride bıraktığı en önemli mimari
yapılardır. Bunlar, Friglerin ulaştığı yüksek düzeydeki taş ve kaya işçiliğinin
somut belgelerini oluşturmaktadır. Yukarı Sakarya Vadisinde Eskişehir,
Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasında uzanan Dağlık Frigya Bölgesi,
Friglerin tarihleri boyunca siyasi ve kültürel açıdan en güçlü ve etkili
oldukları kesimdir. Bölgenin özellikle savunmaya yönelik iskan tipine olanak
sağlayan fiziki çevresi, vadilerin tabanını kaplayan alüvyonlu topraklar, zengin
ormanlar ve tarımın can damarı olan akarsular nedeniyle burası Frigler için
ideal bir yerleşim alanı olmuştur. Büyük bir bölümü bugün Eskişehir il sınırları
içinde kalan bölgede MÖ 8.yüzyıl ile MÖ 6.yüzyılın ilk yarısı içinde birçok Frig
kalesi kurulmuştur. Ayrıca, Frigler bu topraklarda adeta tek tanrı gibi
taptıkları Ana Tanrıçaları Matar Kubileya için göz alabildiğince uzanan doğayı
sayısız denebilecek ama hep berekete, bolluğa yönelik eylemler için gizemli kült
anıtlarıyla donatmıştır... Eski Frigçe yazıtlar ve Frig sanat eserleri, Matar
yani Ana olarak bilinen tanrıçanın, Frig halkının ana tanrıçası olduğunu ortaya
koymaktadır. Yazıtlarda Matar Areyastin veya Matar kubileya/kubeleya
olarak da geçen bu tanrıça, Frig sanatında ikonografik olarak betimlenen tek
tanrıçadır Friglinin hayalinde.... Bu durum Ananın tartışmasız en büyük ilahe,
tek tanrı olarak kutsandığını gösterir. O, insanoğlunun yaşam kaynağı, doğanın,
doğurganlığın, bereketin kendisidir. Frig Vadilerindeki anıtsal ya da küçük
ölçekli kült anıtları, doğayı tüm canlılığı ile simgeleyen Ana Tanrıça Matar
Kubileyaya duyulan derin saygı ve bağlılığın en güzel kanıtlarıdır. Otantik
Frig dini tapınımlarının somut tanıklarını oluşturan bu anıtlar, ana kayaya
oyulmuş fasadlar, altarlar ve nişlerden oluşur. Bu anıtlar, tanrıçanın karakteri
gereği çoğunlukla yerleşmelerin dışında, ormanlık, ıssız ve gizemli doğanın
ortasındaki kayalık alanlarda yer alır. Aslında, Matar Kubileya kültünde, gök
kubbenin altındaki uçsuz bucaksız doğa, bütünüyle tanrıçanın tapınağıdır.
Sonraları tanrıça, mimari bir yapıya dönüştürülen kayaların içinde yaşamaya
devam etmiştir. Sembolik kapı, her an tanrıçanın varlığını hissettirir. Kapı bir
gün açılacak ve tanrıça kayaların derinliklerinden görünecektir inananlara...
Frig Krallığının politik gücünün nasıl ve
ne zaman sona erdiği pek açık değildir. Arkeolojik buluntular, MÖ 7. yüzyılın
sonlarında başkent Gordionda istikrarın ve zenginliğin devam ettiği yönündedir.
Öyleyse Herodotosun bildirdiği gibi Frig Krallığı, Lidya kralı Alyattesin (MÖ
610-560) MÖ 590 yılındaki Kızılırmak seferine değin hala bağımsızlığını
koruyordu. Ancak ne doğu ne de batı kaynaklarında Midasın halefleri hakkında
açık bir kayıt yoktur. MÖ 585 yılında Medler ile Lidyalılar arasında yapılan
Kızılırmak barışından sonra Frig topraklarının Kızılırmakın doğusunda kalan
toprakları Medlerin denetimi altına girmişti. Batıda kalan büyük kesim ise
Lidya egemenliği altındaydı. MÖ 547/46 yılında Lidya Krallığının yıkılmasıyla
birlikte Frigya toprakları, iki yüz yılı aşkın bir süre Pers İmparatorluğunun
bir parçası olmuş, Kappadokia, Paflagonia ve Hellespontos ile birlikte Büyük
Frigya satraplığına bağlanmıştı. Askerî ve idarî planda kalan Pers egemenliği
boyunca yerli halk, büyük ölçüde geleneksel yaşam biçimi ve kültürlerini
sürdürmeye devam etmiş, eski Frig dili ve yazısı en azından MÖ 4. yüzyıla, hatta
3. yüzyıla kadar kullanılmıştı. Pers egemenliğini takip eden Hellenistik Çağda
Anadoluda Yunan kültürü, Yunan tarzı yaşam biçimi yayılmış, yerli diller,
gelenekler yerini bu akıma bıraktı. Bununla birlikte köklü Frig kültürünün
etkileri bölgede Roma döneminin sonlarına, hatta Hristiyanlığın ortaya çıkışına
kadar devam etti. Bir zamanların ihtişamlı başkenti Gordion ise önemini yitirmiş,
giderek sonun başlangıcındaki köy niteliğine bürünerek sessiz bir şekilde
unutulmuştur.
Taciser Tüfekçi Sivas |
|